Bir Coşkun Sabah Konseri

Bu konuda daha önce defalarca yazdık söyledik ama ben yine kendimi bir Coşkun Sabah konserinin atmosferini ve bizlere hissettirdiklerini kelimelere dökmekten alamıyorum. Bir büyü gibidir Coşkun Sabah konserleri, insanı sarmalar, alır, kalbinin derinliklerine götürür. Her anı farklı ve taptaze heyecanlarla doludur. Önce konserin günlerce öncesinden başlar telaşlı kalp çarpıntıları. Ne yapsak? Ne giysek? Kaçta gitsek? Hangi masada (ve masanın neresinde) otursak? Coşkun beyi nerde karşılasak? Asılacak afişler, masalara dağıtılacak bayraklar, matbaalar, sitemizden ve çeşitli paylaşım sitelerinden konserin duyurusunun yapılması, tanıdık eşi dostu bizzat telefonla aramalar, bu sayede oluşturulan telefon zincirleri, birbirini hiç tanımayan bir sürü Coşkun Sabah seveni bir araya toplama çabası ve daha neler neler…

Hangi güç bir insana bunları yaptırabilir, “sevgi” dışında? Üstelik sevgimizin gördüğü karşılıktan aldığımız güç ile her seferinde daha büyük bir şevkle büyük ustamızı ağırlamamızı başka hangi silah ya da mevki gücü sağlayabilir? Bunların hiç biri maddi karşılıklarla ölçülecek şeyler değil. Hele Coşkun beyin bizleri benimsemesinin, bizlerle birlikte muhteşem konser gecelerini idrak etmesinin verdiği mutluluğun asla maddi bir karşılığı olamaz. Bu yüzden işte, bir Coşkun Sabah konserinin öncesi ya da sonrası, bizim için çok kıymetli, çok özel.

Konserin olacağı günün telaşı ise bambaşka olur her zaman. Hafta içi bir akşam ise iş çıkışları konsere göre ayarlanır; kim kiminle nerede buluşacak, hepsi günler öncesinden mutlaka planlanmıştır. Coşkun beyin bineceği uçağın saati, kalacağı otel, konser öncesi cihazların kurulumu ve prova mutlaka yakın takibimizdedir. Çünkü Coşkun beyin şehrimizde attığı her adım bizim için mutluluktur, heyecandır. Sonra o günlerdir beklenen gece başlar; fakat bizler için sürecin en geçmek bilmeyen anları da bu anlardır. Coşkun beyi kulisin kapısında akord yaparken göreceğimiz ana kadar olup biten her şeye kayıtsız kalırız, yemek mi yiyoruz, müzik mi dinliyoruz farkında değilizdir. O anlarda işte fiziken ve ruhen kendimizi yaşayacağımız Coşkun Sabah konserine tamamen konsantre etmişizdir.

Nihayet sevgili klavyemiz sahnede yerini alır, Coşkun beyin kulisinin kapısı aralanır ve içeriden tüm salonu dolduran ud nağmeleri yankılanmaya başlar. Birbirimize sorup durduğumuz “Acaba hangi şarkı ile çıkacak?” sorusu cevabını bulmak üzeredir. Derken o an… Coşkun beyin kulisten çıkışı, ilk şarkının melodisinin kulaklarımızı ve tüm varlığımızı ele geçirmesi ve büyük ustanın sahneye çıkışı… Hiçbir Coşkun Sabah konserini kolumdaki saatle ve parmağımdaki yüzüklerle tamamladığımı bilmem ben. Çünkü daha ilk dakikada ellerimiz alkıştan kızarmaya başlar, ama fark etmeyiz bile. Coşkun beyin sahnede yerini almasıyla tüm salon flaşlar ile ışıl ışıl çakmaya başlar, konukların Coşkun beye olan büyük ilgisi ve sevgisi adeta bizlerin koltuklarını kabartır, mutluluğumuz ikiye katlanır. İlk şarkıdan sonra mutlaka kısa bir “Hoşgeldiniz” konuşması ile konuklarına hitap eder Coşkun bey. Sonrasında ise Türk Sanat Müziğimizin doyumsuz eserleri ile bizlere eski yılların gazino akşamlarını yaşatır, kendi besteleri tüm diğer şarkıların arasında parıldayan mücevherler gibi repertuarın en baştan çıkarıcı bölümlerini oluşturur.

Bir Coşkun Sabah konserinde tüm müzik tarzlarını sevenler için bir şeyler bulmak mümkündür. Dans da edilir, halay da çekilir, türkü de söylenir, pop müzik nağmeleri ve bazen de hafif İspanyol ezgileri yankılanır salonda. Ama bunların içinde belki de en özel anlar herkesin susup büyük üstadın sazını konuşturduğu anlardır. Ud Coşkun beyin elinde dile gelir; ağlar, neşelenir, hüzünlenir, bazen çığlıklar attırır dinleyenlere. Hiç bitmesin, kulaklarımızda o nağmeler ebediyen kalsın isteriz. Ama maalesef her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi konserin de sonu geliverir. Hiçbirimiz nasıl geçip gittiğini anlamamışızdır, çünkü Coşkun Sabah konseri bir fırtınadır. O Büyük Üstad, elinde udu ile “Fırtınanın Gözüdür”.

Konser sonrasında salon boşalırken tüm yüzler gülmektedir, tanımadığımız insanların yüzlerine bakarız umutla, ne göreceğimizden emin bir şekilde. Hepsinde aynı mutluluğu ve müziğe doyumu ama konsere doyamama bakışını yakalarız, mutluluğumuz perçinlenir. Sonra kulis kapısında bekleriz Coşkun beyi, tebriklerimizi iletiriz, izlenimlerimizi paylaşırız. Saat sabahın ikisi olmuştur ama sevenlerine saygısını asla elinden bırakmayan üstadımız ayaktadır; bütün o “Yorgunsunuz, lütfen oturun” ısrarlarımıza aldırmaz ve bizimle ayakta sohbet etmeyi tercih eder. Sohbetimiz uzasın, hiç bitmesin, yanından hiç ayrılmayalım isteriz, lafı lafa bağlarız ama bir yandan da kıyamayız ona. En sonunda bir sonraki konserde görüşmek üzere vedalaşıp yanından ayrılırız ama aklımız orda kalmıştır bir kere. Tüm yol boyunca eve gidene kadar ve sabahın bilmem kaçında başımızı yastığa koyduğumuzda bile tüm gecenin en güzel anlarını tekrar tekrar yaşar dururuz. Bu konser gecesinin büyüsünün bizi bir sonraki konsere kadar idare etmesi için dua ederiz uykuya dalarken.

Tüm bu duygu selini bizlere yaşattığın için asıl biz sana teşekkür ediyoruz sevgili Coşkun SABAH…

 

Didem ÖKTEM



Yorumlar

Değerli Didem Hocam ; yazınızı okuyunca sanki bir coşkun sabah konserini tekrar yaşadım. Bizlerin hissettikleri ortak duygular ancak bu kadar güzel ve net anlatılır. Teşekkürler.
turan 01.04.2011 11:31:33 tarihinde yazdı.

ne zaman sevdim aşık oldum coşkun sabah şarkısı beyinmde çalıp durdu ne zaman sevildim coşkun sabah şarkısı ve terkedildiğimde yine onun şarkılarında tesselliyi bulduk giden sevgiyi onun şarkılarında aradık o şarkılarla coştuk ümitlendik hatıram olsun dedik armağan olsun dedik anılar oldun hatıram oldun sevincim oldun dedik işte bu benim hikayem diye nağmelrde bulduk kendimizi
köroğlu 13.04.2011 16:45:53 tarihinde yazdı.

Yorum Yap

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.